Connect with us

Medya

Pesketaryen beslenme kalbe iyi geliyor

Yayınlayan

da

Pesketaryen beslenme, bir kişinin çoğunlukla bitki bazlı yiyeceklerle beslendiği ancak zaman zaman deniz ürünleri (balık ve deniz ürünleri) tükettiği bir beslenme tarzını ifade eder. Bu beslenme biçimi, hem bitkisel gıdaların sağlık faydalarını hem de deniz ürünlerinin sağlayabileceği besin öğelerini bir araya getirmeyi amaçlar. Pesketaryen adı Latincede “Piscis” yani balıktan gelmektedir. Klasik vejetaryenler gibi et tüketmezler ancak balık ve deniz ürünleri yerler. Pesketaryen beslenmede deniz ürünleri tüketilmesi sağlık gerekçeleri nedeniyle tercih edilmektedir. Balık ve deniz ürünlerinde sağlık için çok faydalı vitamin ve mineraller bulunmaktadır. Balık, sağlıklı Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri açısından zengindir, kolayca sindirilebilir ve yüksek kaliteli proteinler sağlar. Keza vitamin ve mineraller açısından da zengindir, kırmızı ete göre önemli ölçüde daha az doymuş yağ asitleri ve iyot içerir.

Pesketaryen beslenme, deniz ürünlerinin sağladığı Omega-3 yağ asitleri gibi besin öğeleriyle birlikte bitki bazlı bir diyetin sağlık faydalarını birleştirirken, et ve diğer hayvansal ürünleri sınırlar veya tamamen dışlar. Bu nedenle, pesketaryen beslenme sıklıkla kalp sağlığını destekleyen bir beslenme tarzı olarak kabul edilir.

Bireylerin herhangi bir özel diyet tarzını benimsemeye karar vermeden önce, beslenme ihtiyaçlarına, tercihlerine ve sağlık hedeflerine uygunluğunu değerlendirmeleri ve bir sağlık profesyoneli veya beslenme uzmanından danışmanlık alması önerilir.

Pesketaryenler, genellikle aşağıdaki besinleri tüketirler:

1. Bitki Bazlı Yiyecekler: Bu beslenme tarzının temeli, meyve, sebze, baklagiller, tahıllar, kuruyemişler ve tohumlar gibi bitki bazlı gıdalardır. Bu gıdalar lif, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar gibi sağlık yararları sunar.

2. Deniz Ürünleri: Düzenli olarak balık ve deniz ürünleri tüketirler. Bu deniz ürünleri, Omega-3 yağ asitleri gibi önemli besin maddeleri kaynağı olabilir. Özellikle somon, sardalye, uskumru ve hamsi gibi yağlı balıklar Omega-3 bakımından zengindir.

3. Süt ve Süt Ürünleri (Opsiyonel): Bazı pesketaryenler süt ve süt ürünlerini de tüketebilirler. Bu, kişisel tercihlere bağlıdır ve bir pesketaryenin süt ve süt ürünleri tüketip tüketmeyeceği değişebilir.

1. Omega-3 Yağ Asitleri Kaynağı: Balık, özellikle yağlı balıklar (örneğin somon, sardalye, uskumru ve ringa balığı), Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Omega-3 yağ asitleri, kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir, iltihapları azaltabilir ve beyin fonksiyonunu destekleyebilir.

2. Protein Kaynağı: Balık, yüksek kaliteli protein kaynağıdır. Protein, kasların ve dokuların onarımı ve büyümesi için önemlidir.

3. D Vitamini: Balık, D vitamini açısından zengin bir kaynaktır. D vitamini, kemik sağlığı ve bağışıklık sistemini desteklemek için gereklidir.

4. Mineraller: Balık, mineraller açısından da zengindir. Özellikle iyot, selenyum ve çinko gibi minerallerin kaynağıdır.

5. Kilo Kontrolü: Düşük kalorili bir protein kaynağı olarak balık, kilo kontrolüne yardımcı olabilir. Ayrıca tokluk hissini artırabilir ve atıştırmaları azaltabilir.

6. Kalp Sağlığı: Omega-3 yağ asitleri, kalp sağlığını olumlu yönde etkileyebilir. Düzenli balık tüketimi, kalp ritmi düzenlemeye, kan basıncını düşürmeye ve kolesterol seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

7. Beyin Sağlığı: Omega-3 yağ asitleri, özellikle DHA (dokozahekzaenoik asit), beyin sağlığını destekler. DHA, özellikle fetüs ve bebeklerin beyin gelişimi için kritiktir, ancak yaşam boyu beyin fonksiyonunu da olumlu etkileyebilir.

8. Göz Sağlığı: Balık, göz sağlığı için önemli olan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanları içerebilir. Bu antioksidanlar, yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve katarakt oluşumunu azaltabilir.

Mitoloji ve balık

Balıkla beslenmenin mitolojisi çeşitli kültürlerde farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır. İşte balıkla beslenme ile ilgili mitolojik hikayelerden bazıları:

Hristiyan mitolojisinde, İsa’nın mucizelerinden biri balıkla ilgilidir. İsa’nın, az sayıda ekmek ve balıkla binlerce kişiyi beslemeyi başardığı anlatılır. Bu hikaye, bereketi ve paylaşmayı sembolize eder. Hindu mitolojisinde, Lord Vishnu’nun Matsya Avatarı (balık avatarı) olarak bilinen bir hikaye vardır. Bu mitolojik hikayeye göre, Matsya, büyük bir tufandan kaçan insanlığı ve hayvanları kurtarmak için bir balık olarak dünyayı dolaşır.

Antik Yunan mitolojisinde, Triton deniz tanrısı Poseidon’un oğludur ve genellikle bir balık kuyruğuna sahip olarak tasvir edilir. Triton, denizlerin ve deniz varlıklarının koruyucusu olarak kabul edilir. Bu mitolojik hikaye, denizlerin gizemini ve gücünü vurgular. Japon mitolojisinde, Ryūjin deniz tanrısı olarak kabul edilir ve denizlerin koruyucusu olarak bilinir. Ryūjin deniz ejderhası formlarıyla ilişkilendirilir. Yoruba mitolojisinde, Yemaya deniz tanrıçasıdır ve denizle ilişkilendirilir. Aynı zamanda aile, doğurganlık ve koruma tanrıçasıdır. Yemaya’nın sembolü genellikle bir balıktır.

Balığın karnında bir Yunus

Yunus Peygamberin hikayesinde de bir balığın önemli bir figür olduğunu görürüz: “Şüphesiz Yunus da peygamberlerdendi. Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı” (Saffat, 141.) Ne var ki bindiği gemi korkunç bir fırtınaya tutulur. Gemidekilerin fırtınadan kurtulma umuduyla denize attığı Hz. Yunus’u büyük bir balık (balina) yutar. Yunus’un balığın karnındaki samimi tövbesi ve duası kabul olunur. Böylece balığın karnından karaya çıkarılır. Perperişan halde, bir bitkinin gölgesinde hayata tutunur. Ancak yaşadığı bu zorluklar karşılıksız kalmaz: Kavmi, Yunus’un uyarılarına kulak verdiği için maddi-manevi felaketlerden kurtulur.

Türkler ve balık

Türklerin tarih boyunca balığa olan ilgisi, coğrafik faktörler ve göçebe yaşam tarzı gibi çeşitli etmenlere dayanır. Balıkçılık, Türk mutfağının temel bir öğesi olarak önemini korurken, aynı zamanda Türk kültüründe de belirgin bir rol oynamıştır.

Türkler, Orta Asya’dan başlayarak çeşitli bölgelere göç etmişlerdir. Göçebe yaşam tarzları nedeniyle, göl, nehir ve denizlerdeki balıklar onlar için önemli bir gıda kaynağı olmuştur. Türk tarihinde, Orta Asya’da balıkçılık önemli bir rol oynamıştır. Orta Asya’daki göller ve nehirlerde yaşayan balıklar, Türklerin yiyecek ihtiyaçlarını karşılamıştır. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorlukları döneminde, iç bölgelerde yaşayan Türkler için deniz balıkları daha önemli hale gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş toprakları, Akdeniz, Ege ve Karadeniz gibi denizlere sahip olması, balıkçılığı teşvik etmiştir. Özellikle İstanbul, balıkçılıkla ünlü bir şehir haline gelmiştir ve hala meşhur balık pazarlarına sahiptir. İslam’ın Türkler arasında yayılmasıyla birlikte, helal balık tüketimi önemli hale gelmiştir. İslam’a göre, belirli kurallara uygun olarak yakalanan ve hazırlanan balıklar yenilir. Günümüz Türkiye’sinde balık hala önemli bir besin kaynağıdır ve Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçasıdır. Özellikle sahil bölgelerinde deniz ürünleri, insanların günlük diyetinin önemli bir parçasını oluşturur.

Balıklı lezzetler

Balık Tacos: Balık taco, genellikle ızgara veya kızartılmış balık dilimleri ile hazırlanan bir Meksika yemeğidir. Taze otlar (örneğin marullar, kişniş ve yeşil soğan) ile servis edilen balık taco, tortilla ekmeği içinde sunulur.

Çılbır: Çılbır, Türk mutfağında popüler bir yemektir. Genellikle haşlanmış veya buharda pişirilmiş bir balık (örneğin levrek) üzerine yoğurt ve taze nane yaprağı eklenerek yapılır.

Balık Çorbası: Çeşitli balık türleri ve taze otlarla hazırlanan lezzetli bir çorbadır. Bu çorba, farklı kültürlerde farklı şekillerde pişirilir ve otların taze tatlarıyla dengelenir.

Balık Sosları: Balık yemekleri, taze otların dahil edildiği soslarla zenginleştirilebilir. Örneğin, limonlu taze fesleğen sosu, ızgara levrek üzerine dökülebilir.

Balık ve Otlarla Doldurulmuş Patates: Balık ve taze otlarla doldurulmuş patates, sağlıklı bir yan yemek veya ana yemek olarak servis edilebilir. Bu tarifte, balık dilimleri ve taze otlar (örneğin maydanoz veya taze soğan) patates içine yerleştirilir.

Balık ve otların bir araya getirilmesi, yemeklere lezzet ve besin değeri katmanın harika bir yoludur. Ayrıca, bu kombinasyon sağlıklı beslenme için önemli olan protein ve vitamin kaynaklarını birleştirir. Tariflerinizi kişisel tercihlerinize ve damak zevkinize göre uyarlayabilirsiniz.

Balık demişken birazda geleneksel tamamlayıcı tıpta balıkla tedaviye değinelim. Ichthyotherapy, balıkların cilt bakımı veya rahatlama amacıyla kullanıldığı bir uygulamadır. Genellikle özel türlerdeki “dokuma balıkları” veya “tedavi balıkları” kullanılarak gerçekleştirilir. Bu tür balıklar, ölü cilt hücrelerini veya ölü deriyi yemek için insan cildine dokunurlar. İşte ichthyotherapy hakkında bilmeniz gereken bazı önemli noktalar:

Tedavi Balıkları: Ichthyotherapy için kullanılan en yaygın türler, Garra rufa veya Cyprinion macrostomum gibi tatlısu balıklarıdır. Bu balıkların ağızları, ölü cilt hücrelerini çıkarmak için insan cildine nüfuz etmeye yardımcı olacak şekilde özel olarak uyarlanmıştır.

Tedavi Yöntemi: Ichthyotherapy uygulamalarında kişiler, özel olarak tasarlanmış bir tanka ayaklarını veya ellerini sokarlar. Balıklar, bu bölgelerde bulunan ölü cilt hücrelerini temizlemeye başlarlar. Bu sırada kişiler, balıkların dokunuşunun hafifçe tırmaladığını veya karıncalanma hissi yarattığını bildirebilirler.

Cilt Bakımı ve Rahatlama: Ichthyotherapy, özellikle cilt bakımı veya rahatlama amaçları için kullanılır. Tedavi, ölü deri hücrelerini temizlemeye ve cildin daha parlak ve pürüzsüz görünmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda bazı kişiler için stresi azaltmaya yardımcı olabilir.

Sağlık ve Hijyen: Ichthyotherapy’nin sağlık ve hijyen açısından uygun bir şekilde uygulandığından emin olunmalıdır. Balıkların kullanılacağı tankların düzenli olarak temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi önemlidir.

Kontrendikasyonlar: Bazı insanlar için ichthyotherapy önerilmez. Özellikle açık yaraları, kesikleri, enfeksiyonları veya bulaşıcı cilt hastalıklarını olan kişiler için bu uygulama önerilmez. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin de dikkatli olması gerekebilir.

Ichthyotherapy, birçok kişi için ilginç ve rahatlatıcı bir deneyim olabilir. Ancak bu tür bir tedaviyi düşünüyorsanız, uzman bir sağlık profesyonelinin önerilerini dinleyin ve gittiğiniz yerde tedavinin hijyen kurallarına uygun şekilde uygulandığından emin olun.

Dikkat edilmesi gereken hususlar:

Balığın sağlığa faydaları vardır, ancak tüketimde dikkatli olunmalıdır. Özellikle aşırı tüketim veya ağır metal kirliliği riski nedeniyle balık seçimine dikkat edilmelidir. Yüksek civa içeriği olabilen köpek balığı, kılıç balığı ve ton balığı tüketiminde dikkatli olunması gereken balıklardandır.

Süt ürünleri ve özellikle yoğurt, çabuk bozulabilen ürünler oldukları için balığın taze olmadığı durumlarda zehirlenmelerin önünü açabilmektedir. Balık taze, yoğurt taze olduğu sürece hiçbir sorun yaşanmaz.

Ayrıca, balık tüketimi kişinin beslenme alışkanlıklarına ve özel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Bu nedenle bir doktora veya beslenme uzmanına danışmak önemlidir.

aysunbay@hotmail.com

Kaynak: https://m.star.com.tr/acik-gorus/pesketaryen-beslenme-kalbe-iyi-geliyor-haber-1811482/

Haberin Çıktığı Yerler

  1. https://www.saglikaktuel.com/mobi/haber/pesketaryan-beslenmenin-faydalari-92365.htm
  2. https://www.yeniakit.com.tr/haber/balik-ile-yogurt-birlikte-tuketilir-mi-pesketaryen-beslenenler-icin-avantaj-ve-dezavantajlar-1786305.html
Okumaya Devam Et
Yorum Yapmak İçin

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Medya

Bir tek ölüme çaresi yok: Kansere ‘dur’ diyor, şekeri dengeliyor

Yayınlayan

da

Tarafından

Çörekotunun antioksidan bakımından zengin ve güçlü bir kanser önleyici besin olduğunu belirten Profesör Aysun Bay Karabulut, bu küçük tohumun bilinmeyen faydalarını anlattı.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, çörekotunun daha önce pek duyulmayan yararlarını kaleme aldı. Karabulut, çörek otunun antikanser, tümör ve bakteri önleyici özelliklerine dikkat çekti.

Çörekotunun metabolizmayı uyaran ve halsizlik, uyuşukluk giderici etkilere sahip olduğunun belirtildiğini ifade eden Karabulut, “Ölümden başka her derde deva olarak adlandırılan bu küçük siyah tohumların ve acımtırak mis gibi kokusunun hepimizin aklına geldiğini düşünüyorum. Eskiden çörekotunun önemi oldukça büyüktü. Özellikle süt ve yoğurtla birlikte tüketilirdi. Bu uygulama bereket timsali bir gelenek haline gelmişti. Ancak son zamanlarda çörekotunun eski önemini kaybettiğini söyleyebiliriz. Bazı geleneksel uygulamalar ve bilgi kaynaklarının yerini modern tıp ve farmakolojiye bıraktığı düşünülebilir” dedi.

 Haberin çıktığı yerler:

  1. https://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/bir-tek-olume-caresi-yok-kansere-dur-diyor-sekeri-1020824

  2. https://m.yeniakit.com.tr/amp/foto-galeri/75802/ibni-sinanin-el-kanun-fit-tib-kitabinda-yer-aliyor-corek-otunun-bu-faydasini-ilk-kez-duyacaksiniz

  3. https://www.yenimalatya.com.tr/haber/19169719/olumden-baska-her-seye-deva-corekotu

  4. https://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/olumden-baska-her-seye-deva-corekotu-57326259

  5.  https://www.haber3.com/foto-galeri/saglik/ibni-sinanin-tavsiye-ettigi-mucizevi-bitki-olumden-baska-her-seye-deva-galeri-6170185?utm_source=dlvr.it&utm_medium=twitter&utm_campaign=haber3com

  6. https://diyarbakiryenigun.com/saglik/kanserle-savasiyor-olumden-baska-her-derde-deva-oluyor-iste-corekotu-175212h

Okumaya Devam Et

Medya

Bitkilerin Profesörü, Orkidenin Faydalarını Anlattı

Yayınlayan

da

Tarafından

Bitkilerin Profesörü Aysun Bay Karabulut, orkide bitkisinin karbon temizleme aktivitesi nedeniyle tabiatı da temizlediğini belirterek insan sağlığına da birçok faydası olduğunu söyledi.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ziyaret etti. Ziyarette Kıbrıs’taki bitki türleri üzerine de konuşan Prof. Dr. Karabulut, Cumhurbaşkanı Tatar tarafından ‘Kıbrıs konusunda yeni perspektif ve Kapalı Maraş açılımı’ kitabı hediye edildi. Bitkilerin profesörü Karabulut ise Kıbrıs endemik bitkileri ve akademik çalışmalarını Tatar’a sundu.

Kıbrıs’ın en önemli endemik bitkisinin orkide olduğunu belirten Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, “M.Ö 4-5 YY Konfüçyüs çiçeklerin kralı diye bahseder. Zarif dayanıklı ve kırılgandır. Doğurganlığı temsil eder. Orchis kelimesi tabiatın kalbini de ifade eder. Başka bir efsane de Maraş’ta geçer. Dünya üzerinde sadece Geben Yaylası’nda yetiştiği de söyleyen bu çiçeğe Maraş Orkidesi ismini de vermişler” dedi.

Orkidenin karbon temizleme aktivitesi nedeniyle tabiatı da temizlediğine dikkat çeken Karabulut, “Göğüs ve bronşiti temizlediği gibi öksürüğü dindirmek içinde kullanılır. Çocuk ve gençlerde zihin açma etkisi de bilinir. Hemoroide iyi geldiği de söylenir. Çinliler orkide çiçeğini ateş ve şeker hastalığının yanı sıra, akciğerleri ve böbrekleri tedavi etmek için kullanırdı” ifade etti.

Orkidenin sağlık açısından önemli faydalarının olduğunu belirten Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, bu faydaları şu şekilde sıraladı:

“Öksürük ve balgam söktürür: Orkide çiçeği, öksürük şikâyeti olanlar kişiler için balgam söktürücü bir özelliğe sahiptir. Bu sebeple de bitkisel tedaviler için sıkça kullanılan bir bitkidir. Orkidenin yaprakları göğsü yumuşatarak balgamı söküp rahatlamayı sağlar.

Hücre aktivitesini uyarır

Orkidenin yaprakları ve tohumları, quercetin, astragalin, izoerkesin, amfolal glukokonoksit, amino asitler ve alkaloidler içerir. Ve bu kimyasal bileşikler hücre aktivitesini uyarır. Antosiyanin, nutin, apigenin de dahil bitki içerisinde bulunan güçlü bileşikler kan pıhtısı oluşumunu önler ve hatta iyileştirir.

Tiroid problemlerine de birebir

Azalan tiroksin hormonu; vücut ağırlığı artışı, düzensiz adet periyotları, ciltte sertleşme, saç dökülmesi, kabızlık, vücut ağrısı ve anksiyete ile sonuçlanır. Artan tiroksin hormonu; kilo kaybı, yüksek kalp hızı, öfke, depresyon, uykusuzluk, menstruasyon problemi ile sonuçlanır. Ancak salep (orkide) bitkisi çok sayıda tiroid aktifleştirici ve düzenleyici özelliğe sahiptir, bu nedenle vücuttaki hormon dengesini korumaya yardımcı olur.

Kadınlarda adet ağrılarını gideriyor

Orkide çiçeklerinin yardımı ile menstrüel sorunlar için ilaç hazırlayabilirsiniz.. Birkaç orkide çiçeği (köküyle birlikte) bir süre su ile kaynatılır, süzdükten sonra menstrüel düzensizlik ve uterus sorunlarını iyileştirmek için her gün içilir.

Kabızlığı ve bağırsakları düzenler

Orkide çiçeği ayrıca kabızlığın da önüne geçen özelliklere sahiptir. Bağırsakları rahatlatarak bağırsakların daha rahat ve düzgün çalışmasını sağlar. Böylece, kabızlık şikâyetleri son bulmuş olur.

Bu tip birçok faydası bulunan orkide çiçeği, bronşit ve öksürüğe de iyi gelir. Ayrıca vücudu ısıtıcı bir etkisi olduğundan dolayı kış aylarında vazgeçilmez bir içecek maddesidir.

Güzelliğin sembolü

Orkide, birçok parfümün ve çeşitlerinin içerisinde yer alan bir bitki türüdür. Bu kadar sık kullanılmasının asıl sebebi, hem cildi çevrenin olumsuz etkilerinden koruması hem de cildin yenilenip nemlenmesini sağlamasıdır. Farklı türdeki orkideleri bir arada kullanmak, içerisinde bulunan müsilajlar sayesinde, yaşlanmaya karşı savaşta çok daha etkili olabilmektedir. Bu etkileri dolayısıyla da Asya’da uzun senelerdir güzellik ve bakım alanında kullanılmaktadır.

Stresin önler

Salep bitkisinin ayrıca bir tonik gibi davrandığı ve sinir ağrısını, sinirleri çözerek ve üzerindeki stresleri azaltarak yararlı olduğu ileri sürülmektedir. Orkide aynı şekilde kokusuyla da hava temizleyici ve stres azaltıcı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla hem tüketmek hem de çiçeklerini evinizde kullanmak isteyebilirsiniz.

Panzehir olarak da kullanılmış

Orkidenin ayrıca Doğu’da ve Çin’de panzehir olarak da kullanıldığını belirten Karabulut, “Tonik içecekler yapmak için neredeyse zararsız bazı orkide türleri kullanılır. Orkide ayrıca bağışıklığı artırabilir. Orkidelerden yapılan sütlü bir içecek olan salep çok popülerdir. Antik Yunan’da bir afrodizyak olarak da tüketilir. Orkide, dünyanın birçok ülkesinde yemek pişirmede kullanılmaktadır. Bilinen vanilyanın bir orkideden başka bir şey olmadığını da not edelim. Orkide, tamamen kadınsı bir enerjiye sahip olduğu söylense de erkeklerinde sevdiği bir çiçek olsa da yalnızca kadınsı bir çiçek olarak kabul edilir” dedi.

Haberin Çıktığı Platformlar;

  1. https://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti-55534304
  2. https://www.olay53.com/service/amp/haber/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti-1394545.htm
  3. https://www.baykushaber.com.tr/amp/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti-297328
  4. https://www.haber16.com/amp/haber/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti/1383491/
  5. https://www.saglikaktuel.com/haber/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti-95447.htm
  6. https://www.memleket.com.tr/orkidenin-faydalarini-biliyor-muydunuz-2324604h.htm
  7. https://www.yeniakit.com.tr/haber/konfucyus-ciceklerin-krali-diyordu-bu-bitkinin-faydalari-saymakla-bitmiyor-1827152.html#google_vignette
  8. https://www.nethaber.com.tr/bitkilerin-profesoru-orkidenin-faydalarini-anlatti/1031452/
  9. https://www.sabah.com.tr/galeri/saglik/tiroit-sorunlarina-birebir-mucize-bitkilerin-profesoru-acikladi-hem-dogayi-hem-bedeninizi-temizliyor
  10. https://www.milliyet.com.tr/pembenar/galeri/bitkilerin-profesoru-tiroit-icin-birebir-dedi-hem-havayi-hem-vucudu-temizliyor-7080034
Okumaya Devam Et

Medya

Bağışıklık Seviyesini Arttıran Şalgam, Gribe Birebir

Yayınlayan

da

Tarafından

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Lokman Hekim’in, yılda en az bir kez şalgam tüketilmesi ya da bu mümkün olmazsa en azından şalgam tarlasından geçilmesi sözü ile şalgamın şifa kaynağı olarak önemi hakkında önemli bir işaret verdiğini söyledi. Osmaniye, Adana ve Mersin bölgelerinde oldukça yaygın olarak kullanılan şalgam suyunun antioksidan açısından oldukça zengin olduğunu belirten Karabulut, özellikle gribal enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ifade etti.

Şalgamın sağlığa faydaları

Şalgamın ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığının bilinmemekle birlikte anavatanının Asya olduğu yönünde değerlendirmeler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karabulut, şalgamın Türkiye’de de anavatanının Adana olarak bilinmesinin yanı sıra Tarsus, Mersin ve Osmaniye başta olmak üzere güney illerinde yaygın bir biçimde üretilip tüketildiğini söyledi.

Churchill’e formülü verilmedi

Küçük turplu ve yumuşak etli olanları insanların, iri turplu ve sert etli olanların ise hayvanların tüketmesi için üretilen şalgamın çeşitli kullanım biçimleri olduğunu dile getiren Karabulut, “Pişirilerek yenilmesine ilave olarak bazı çorbalara, salatalara, pilavlara ve soslara eklenmekte, kışlık sebze olarak konservesi ve turşusu yapılmakta, garnitür olarak kullanılmaktadır. Aynı şekilde soğuk günlerde sevilerek tüketilen özel bir çorbası da yapılmaktadır. Yine mor havuç ile fermantasyona tabi tutularak elde edilen ve şalgam suyu, ağırlıklı olarak Adana, Mersin ve Osmaniye bölgelerinde üretilmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyada ihraç edilmektedir” dedi.

Muhtevası oldukça zengin

Oldukça zengin bir antioksidan kaynağı olan ve yapraklarında kansere karşı koruyucu oldukları bilinen A ve K vitaminlerini barındıran şalgamın ihtiva ettiği yüksek besin değeri ile dikkat çeken bir bitki olduğunu da kaydeden Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, “100 gramının ortalama 23 kalori içerdiği hesaplanan ve bu düşük kalori miktarı nedeniyle diyet listelerinde kendisine rahatlıkla yer alabilecek olan şalgamda hatırı sayılır miktarda potasyum, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, magnezyum, protein, karbonhidrat, yağ, lif ve lutein gibi maddelere ilave olarak A, B (tiamin, riboflavin, niasin) ve C vitaminleri bulunmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Lokman Hekim’in tavsiyesi

Bitkilerin profesörü Aysun Bay Karabulut, geleneksel halk tıbbında insan bedenine zindelik katan, romatizma ve bağırsak hastalıkları ile mide ve siyatik ağrılarına iyi gelen bir bitki olarak değerlendirilen şalgamın sağlığa faydalarını şu şekilde anlattı:

“İhtiva ettiği yüksek potasyum yükü dolayısıyla tansiyonu düşürdüğü, enerji ve kan dağılımını düzenlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, mide ağrılarına ve sinirsel rahatsızlıklara iyi geldiği bilinmektedir. Sivas ve çevresinde anlatılagelen geleneksel halk anlatılarında, Lokman Hekim’in, yılda en az bir kez şalgam yenilmesi ya da bu mümkün olmazsa hiç değilse şalgam tarlasının yanından geçilmesi şeklinde bir tavsiyesinin bulunduğunun belirtilmesi, şalgamın bir şifa kaynağı olarak kavranışı hakkında güzel bir fikir verebilir. Aynı şekilde özellikle soğuk kış günlerinde soğuk algınlığı yahut grip rahatsızlığı baş gösterdiğinde “Biberlice bir şalgam pilavı pişirelim” sözünün darbımesel haline gelmiş olması da halkın gözünde şalgamın şifalı bir bitki olarak değerlendirilmekte olduğunun bir yansımasıdır.

Kolesterolü düşürür

Şalgamın insan sağlığına birçok açıdan faydalı olduğu tespit edilmiştir. İçeriğindeki kalsiyum nedeniyle kemikleri ve dişleri kuvvetlendirmekte, özellikle yaşlanma sürecinde ortaya çıkan kemik erimesi ile mücadele etmektedir. Aynı şekilde yapısındaki C vitamininin etkileri ile öksürük, astım ve bronşitin yanı sıra gribal nitelikli rahatsızlıklar karşısında koruma sağlamakta, sindirim sistemini güçlendirerek kabızlığı giderip hazmı kolaylaştırmakta, gut hastalığına iyi gelmekte, organların düzenli bir biçimde çalışması için gerekli olan yapıya olumlu katkılar sunmakta, kolesterolü düşürmekte ve başta yaşlılığa bağlı katarak olmak üzere göz sorunlarını engellemektedir. Yine ödem ve inme karşısında direnç sağlamakta, stresle savaşmakta, zihinsel berraklık vermekte, afrodizyak etkisi dolayısıyla fiziksel performansı arttırmakta, doğal olarak tüketildiğinde ise kansızlığı önlemektedir.

Sigarayı bırakmak isteyenler için birebir

Karaciğer ve böbreklerde biriken toksinlerin atılmasında, dolayısıyla böbrek taşlarının düşürülmesinde de etkili olan şalgamın, boğaz ağrıları noktasında iltihap giderici olarak işlev gördüğü bilinmektedir. Aynı şekilde el ve ayaklarda ortaya çıkan dolama yahut iltihaplı deri hastalıkları ile de mücadele etmekte, ter kaynaklı kötü vücut kokularını engellemekte, sigara kullanımı ile mücadele etme bağlamında akciğerleri ve broşları temizlemektedir. Ayrıca kalın olarak soyulmuş şalgam kabuğunun bir tutam ısırgan otu ile birlikte bir miktar suda haşlanarak haftada iki gün ortalama on beş dakika boyunca ayaklara uygulanması durumunda yaşlılıkla birlikte kendini gösteren ayak üşümelerini engellediğini ve iltihaplı tırnak enfeksiyonlarını giderdiğini belirtelim. Yine şalgamın kuvvetli bir idrar söktürücü olmasının yanı sıra iyi bir iştah açıcı olduğunu ve kilo almak isteyenler için oldukça faydalı olabileceğini de ifade edelim. Son olarak tansiyon hastalarının şalgam tüketirken dikkatli olmaları ve özellikle aşırı tüketim durumunda midede şişkinlik meydana getireceği için mide rahatsızlığı olanların şalgam tüketimini son derece kontrollü bir biçimde gerçekleştirmeleri gerektiğini de not edelim”

Haberin çıktığı yerler

  1. https://www.yenisafak.com/salgamin-faydalari-gribe-karsi-salgamin-etkisi-salgam-soguk-alginligina-iyi-gelir-mi-h-4598449
  2. https://www.malatyaguncel.com/bagisiklik-seviyesini-arttiran-salgam-gribe-birebir-2456443h.htm
  3. https://www.saglikaktuel.com/haber/bagisiklik-seviyesini-arttiran-salgam-gribe-birebir-95381.htm
  4. https://www.yeniakit.com.tr/haber/unlu-profesor-salgamin-oyle-faydalarini-anlatti-ki-sigarayi-birakmakta-bile-bire-bir-1825609.html
  5. https://www.cnnturk.com/yasam/bagisiklik-seviyesini-arttiriyor-gribe-birebir?page=1
  6. https://www.medyagazete.com/haber/osmaniye-mutfaginin-vazgecilmezi-salgamin-lezzetli-ve-sifali-yolculugu-868578
  7. https://www.webursa.com/saglik/lokman-hekim-in-tavsiyesi-faydasini-duyan-likir-likir-icecek-816843
  8. https://www.egetelgraf.com/bagisiklik-seviyesini-arttiran-salgam-gribe-birebir/amp
  9. https://www.mynet.com/galeri/lokman-hekim-in-tavsiyesi-yilda-en-az-1-kez-yiyin-ya-da-tarlasinin-yanindan-gecin-mucize-yiyecek-kansere-karsi-gribe-birebir-kilo-vermeye-yardimci-1291675-mykadin
  10. https://www.posta.com.tr/galeri/turkiyeden-dunyaya-kapis-kapis-satiliyor-lokman-hekimin-tavsiyesi-kabizligin-kokunu-kaziyor-tarlasindan-gecmek-bile-yetiyor-2692211
Okumaya Devam Et

Trendler

Copyright © 2023 Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut'un Resmi Web Sayfasıdır.